Türk Dil Kurumu yalnızlık kavramı için, “kimse bulunmama durumu, ıssızlık, tenhalık” olarak yorumlamış ve bu durumda olan kişiye de “yalnız” demiştir.
Yalnızlık nedir önce onu tanımlayalım isterseniz..
“Yalnızlık insanın belirli bir mesafede, konuşunca sesini duyurabileceği bir insanın olmamasıdır.”
Yukarıda okuduğunuz tanım muhtemelen yalnızlıktan hoşlanmayan, yalnız bir insanın size söyleyeceği tanımdır. Ancak yalnızlık bu değildir. Yalnızlık kendinizle baş başa olmaktır. Kendi kendine konuşana deli diyen bir toplumumuz var. Bu sözü söyleyen ilk kişi muhtemelen yalnızlık kavramını hiç yaşamamış çevresinde gerekli gereksiz bir sürü arkadaşı olan birisidir.
Bana göre yalnızlık kişinin kendine yetememesidir. Eğer siz tek başınıza gülebiliyor, ağlayabiliyor, yemek yiyebiliyor ve hayattan zevk alabiliyorsanız siz yalnız bir insan değilsiniz. Eğer böyle düşünüyorsanız siz dünyada bulunan 7 milyar insanın içinde asla bulamayacağınız bir dosta sahipsiniz “kendinize”.
Steve JOBS diyor ki,
“Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün, kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi, kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler… Bunun dışındaki her şey ikinci planda.”
Yani kendinizi dinleyin, kendinize güvenin ve ne olursa olsun hayattan zevk almaya bakın bunu başarabildiğiniz gün tek başınıza bile olsanız yalnız olmadığınızın farkına varacaksınız.
İbrahim ERTEKİN
