Uzun bir aranın ardından herkese merhabalar. Benim sizdeki yokluğumun anlamını bilmem ama sizin bendeki yokluğunuz anlamı çok derin..
Bir aksilik olmaz ise bundan sonra önümüzdeki haftadan itibaren her pazar saat 12.00’da kahvelerinizi benimle yudumlamak isterseniz yeni yazılarımla ben burada olacağım hepinizi bekliyorum. 🙂
Gelelim bu haftanın konusuna, “Alışılmış Mutsuzluk”.
Bu tabiri ilk defa Prof.Dr. Emre ALKİN’in “İktisattan Çıkış” kitabının satırları arasında buldum. Gördüğüm anda kitabı elimden bıraktım ve düşünmeye başladım. “Nedir bu alışılmış mutsuzluk?” diye sordum kendime. Bir insan nasıl mutsuz olmaya alışabilirdi ki?
Sonra her sabah metrobüste, metroda gördüğüm insanlar gözümün önüne geldi. Gözlerindeki mutsuzluğu fark ettim. Hiç kimse yaşadığı hayattan, çalıştığı işten ya da okuduğu bölümden memnun değildi ve daha üzücü tarafı insanlar buna alışmıştı. “Bizim de kaderimiz buymuş” sözü sanırım alışılmış mutsuzluğun halk arasında bilinen hali.
Sonra kitabı tekrar açtım ve sözün kalanını okudum,
Alışılmış mutsuzluk için, henüz keşfetmediğin mutluluğu feda etme..
İnsanlar keşfetmeyi, hayatlarına yenilikler katmayı bıraktığında ya da memnuniyetsizliğini görmezden gelmeye başladığında mutsuzluğa alışmaya başlıyordu ve mutlu olmak kendi ellerinde iken bile tırnak içinde “rahatlarını” bozup mutlu olmak için çabalamıyorlardı. Herkes yeniden kendi tutkularını, arzularını ve hayallerini keşfetmeye çalışsa ve hayatlarını bu yönde değiştirmeye karar verse kendilerini soktukları girdaptan yine kendileri sayesinde çıkacaklar ve hayalini kurdukları yaşama ulaşabileceklerdi.
Ben, benim okurlarımın her zaman hayal kurduğunu ve bunu gerçekleştirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptığını biliyorum.
Sözüm meclisten dışarı tabi ki 🙂
Ama yine de,
Mutsuzluğun alışılacak bir şey olmadığını, hayatınızın direksiyonunu kendinizin kontrol ettiğini ve bu sebeple yönü yine kendinizin belirleyeceğini unutmayın.
Mutsuzluk kader değil tercihtir.
İbrahim ERTEKİN
