Antidepresan ilaçları, depresyon halinden kurtulmak için kullanılan ve son zamanlarda satışı çokça artış göstermiş bir ilaç türüdür.
Merak etmeyin ben doktor değilim. Elbette size ilacın bilimsel açıklamasını yapmayacağım. 🙂
TDK depresyon kelimesini bir çeşit “ruhsal çöküntü” olarak tanımlıyor. Elbette her zaman hayat günlük güneşlik olmuyor. Hepimizin dönem dönem mutsuzluğa, korkuya ve umutsuzluğa kapıldığı zamanlar olmuştur.
Böyle hissettiğiniz zamanlar aklınıza antidepresan ilaçlarına sarılmak gelmiş olabilir.
Sizce unuttuğunuz bir şey yok mu?
Gecenin en karanlık anı güneş doğmadan hemen önce yaşanmaz mı?
Hayat zorlukla doludur ve aksini iddaa etmek mümkün değildir. Zengininden fakirine, gencinden yaşlısına herkes dönemine ve yaşantısına göre zorlukla mücadele edebilir.
Zaten bizleri olgunlaştırılan ve yaşamayı öğreten yaşadığımız bu zorluklar değil midir?
Sizlere bir hikaye anlatmak istiyorum..
Istakozların nasıl büyüdüğünün hikayesini biliyor musunuz?
Istakozlar büyüdükçe kabukları onlara küçük gelmeye ve rahatsız etmeye başlar. Bu durumda ıstakozlar kendilerini avcılardan korumak için bir kayanın altına saklanırlar ve kabuklarını çıkartıp bir süre sonra yenisini üretirler. Aradan zaman geçer biraz daha büyüdüklerinde tekrar kayanın altına girerler ve kendilerine yeni bir kabuk üretirler.
Sizce ıstakozları büyüten zaman mı?
Hayır, ıstakozları büyüten yaşadığı rahatsızlık hissidir.
Eğer biz insanlar gibi rahatsız hissettiğinde doktora gitseydi ve bir kutu antidepresan alsaydı o ıstakoz asla büyüyemez ve hep aynı kalırdı.
Antidepresanların birer maske olduğunu, sorunlarınızı çözmediğini ve her şeyden önemlisi onun bir mutluluk ilacı olmadığını unutmayın. Sorunlarınızdan kaçmak, onları görmezden gelmek sizi asla mutluluğa taşıyacak bir yöntem değildir.
Sorunlarınızın sizi büyütecek bir araç olduğunu unutmayın..
Yatağınızın altında bulunan bir canavardan kurtulmak için gözlerinizi kapatmanız yetmez cesur olup onunla yüzleşmeniz gerekiyor..
Küçük bir not: Depresan kelimesinin Türkçe karşılığı “baskılayıcı” demektir, “tedavi edici” değil..
İbrahim ERTEKİN
