Korona Virüsü Öğretileri..

   #EVDEKAL

   Çin’de başlayarak önce İran ve İtalya başta olmak üzere daha sonra diğer 50 milyon üstü nüfuslu tüm ülkeleri etkisine alan korona virüsünü anlatmama gerek yok sanırım hepimiz bizzat bundan etkilendik daha da etkilenmeye devam edeceğiz gibi görünüyor.

   Umalım ki bu virüsten en az hasar ve kayıpla kurtulalım ve tırnak içinde “çok özlediğimiz” işimize ve okullarımıza kaldığımız yerden devam edelim.

   Bugün ki konu başlığımızdan da anlaşılacağı üzere korona virüsünün bizlere öğrettiği ve belki de bundan sonra asla eski haline dönmeyecek, dönse bile eskisi gibi olmayacak şeyleri konuşmak istiyorum.

   Bildiğiniz üzere bir ekonomist, felsefeci yada kâhin değilim ama bu yazımda umuyorum ki sizlere farklı bir bakış açısı kazandırabileceğim.

   İlk olarak kuşkusuz ki ülkemizde ilk kez 11 Mart’ta konulan teşhisin ardından birçok insan marketlere hücum ederek evlerini çeşitli uzun dönem tüketim malzemeleri ile doldurdu ve belki de bunun için kredi kartlarının limitlerini zorladılar hatta yaptığı birikimini kullananlar bile olmuş olabilir. Lakin unutulan bir şey var ki son dönemde sayıları gittikçe artarak büyüyen bir sektör haline gelen eve teslimat hizmeti bu virüsün ülkemize girmesinden öncesinde ve sonrasında hiç bir aksaklık ve stok sorunu yaşanmadan çalışmaya devam etti. Bu hizmetin birçok il ve ilçemizde olmadığını biliyorum ancak bahsi geçen firmalar talebin artacağını görünce bu hizmetleri arttırarak her noktaya ulaştırır ve belki de yakın bir zamanda nasıl süper marketlerden sonra bakkalların devri kapanmaya başladı ise eve teslimat hizmetinin yaygınlaşması ile süpermarketlerin de sonu gelir.

   Birçok beyaz yakalının hayali olan evden çalışma metodu uzun zamandır birçok sektörde uygulansa da sanıyorum ki hiçbir zaman bu derece yaygın olamamıştı. Küçük şehirler de ve birçok iş grubunda bu mümkün olmasa bile üzülerek söylüyorum ki artık yavaş yavaş esnaflık kavramının da sonuna geliyoruz. E-ticaretin önemini ve kolaylığını keşfeden birçok insan ihtiyaçlarını internetten karşılamaya başladı. Hal böyle olunca beyaz yakalılarımızın evden çalışmaya başlayacağı gibi birçok esnafımız da belki de işlerini geliştirerek dükkanlarını internete taşır ve böylece daha çok kullanıcıya ulaşabilir. Bu durum aslında bir kazan-kazan durumu çünkü eminim ki birçok iş veren bu durumda düşürdüğü ofis, yemek ve personel servisi gibi giderleri ödemektense bunu karına katmayı yada iyimser bir tahmin ile çalışanlarına paylaştırmayı düşünebilir.

   Son olarak hepimizin kazanmak için saatlerini harcadığı paranın gelişiminden bahsetmek istiyorum. En az teknik tabir ile konuşmak gerekirse Amerika Merkez Bankası (FED) ilk olarak faizleri 0’a indirerek insanların faizde bekleyen ve piyasada dönmeyen paralarını piyasaya soktu yetmezmiş gibi sınırsız para basım yetkisi vererek ileride oluşabilecek ABD dolarının değersizliğini ve belki de bunun getireceği enflasyonu hiçe saydı. Mevcut durumdan kurtulmak adına buna razı geldi. Durum böyle olunca ülkemiz borsaları ve TL de buna dahil olmak üzere çok farklı tepkiler verdi ve maalesef bunun doğuracağı sonuçları şu an hesaplamak güç. Bu durum bir ülke yada bir grubun dudağından çıkacak söze göre değeri değişmeyen ve kontrol edilebilir olmayan para birimlerinin önemini bir kez daha göstermiş oldu. Bu durumda tüm okların işaret ettiği tek bir yön var ve o da BİTCOİN. Yakın çevrem bilir uzun zamandır bu konuda araştırmalar yapıyor ve herkese geleceğin bu yöne gittiğini, bitcoinin altın kapının altın anahtarı olduğunu söylüyorum. Özetle insanlığın ülkeler üstü, kontrol edilemeyen, değerinin korunması için sınırlandırılmış, global ve kolayca transfer edilebilir bir paraya ihtiyacı var.

   Tahmin ediyorum ki dünya artık milattan önce ve sonrasını değil koronadan önce ve sonrasını tartışmaya başlayacak.

   Unutulmamalıdır ki, geleceğin getirdiğini görmezden gelmek, bizi yarınlara taşımayacağı gibi bugünlerden de geriye götürecektir.

   Her zaman gelişmeniz, geliştirmeniz dileklerimle..

                                                                                                     İbrahim ERTEKİN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.