Sabır ve Mutluluk Üzerine..

   Bu yazı yazıldığı gün itibariyle neredeyse 1 aydır evden çıkmadığımı ve buna ek olarak bu hafta sonu koronavirüs sebebiyle 30 Büyükşehir ve Zonguldak’ta ilan edilen sokağa çıkma yasağının uygulandığını belirtmek istiyorum.

   Büyüklerim 70’ler ve 80’lerde darbeler sebebiyle sokağa çıkma yasağına maruz kalmış olabilir ama bu özellikle 90 sonrası doğan ve benim de dahil olduğum jenerasyon için oldukça ilginç bir deneyim. Özellikle de dışarıda bu kadar gezilecek mekan ve yapılacak aktivite varken.

   Gelelim bugünün konusuna. Aslında bugünün konularına demem gerekiyor çünkü bu hafta farklı olarak size iki konudan bahsetmek istiyorum.

   Bir ipucu, iki konumuz da ithal. 🙂

   İlk olarak, bu zorlu süreci atlatana kadar hepimizin sabretmesi ve sosyal hayatımızdan feragat etmemiz gerektiğini biliyoruz. Tabi ki bir çoğumuz için farklı sebeplerden ötürü evde kalmak oldukça zor ve tabiri caiz ise duvarların üzerinize geldiğini hissettiğinizde uygulamanız gereken bir felsefe var.

   Bir inanışa göre Vikingler yani Finler, 2. dünya savaşı sırasında zorlu kış şartlarında Ruslara karşı topraklarını savunmak durumunda kalmış ve Rus ordusunun sahip olduğu gücün çok daha azına sahip olmalarına rağmen savaşı kazanmış. Bu zaferi “SİSU” adını verdikleri bir felsefe ile kazandıklarına inanmışlar.

   Sisu, ”Tüm şartlar size karşı bile olsa inancını kaybetme ve savaşmaya devam et.” anlamına gelen bir kelime.

   Gelelim bizim için önemine.

   Sadece ülke olarak değil, tüm dünyanın yaşadığı bu koronavirüs sebebiyle hepimizin sabretmesi, önlemlerini alması ve bu duruma bir süre alışması gerekiyor. Sabır, bir insanın elde edebileceği en zor yeteneklerden birisi olsa gerek. Çünkü sabır, gerçek bir olgunluk, sakinlik ve kontrol gerektiren bir süreç.

   Sisu’ya göre psikolojik olarak gücünüzü kazanmanın üç aşaması var.

  • Derin bir nefes alın,
  • Odaklanın,

Ve son olarak,

  • Harekete geçin.

   Bir şeyler sizin için dayanılmaz olduğunda, sürdüremeyeceğinizi düşündüğünüzde ya da en kötüsü pes etmek üzereyken lütfen bu adımları uygulayın ve hepsinden önemlisi bu süreçte dayanamayıp dışarı çıkmak istediğinizde bunu uygulayın.

   Ve diğer felsefemiz Danimarka’dan.

   Dünya’nın üst üste en mutlu ülkesi seçilen Danimarka bu durumu “Hygee” adını verdiği bir felsefeye borçluymuş.

   Hygee’nin temelde belli bir tanımı yok. Aslında bunun sebebi tanımın herkesin için değişmesinden kaynaklanıyor. Mesela bir kahve eşliğinde arkadaşlarınızla sohbet ettiğiniz zaman içinizde oluşan o mutluluk ya da bir çayın kenarında hamakta sallanırken uykuya daldığınızda yakaladığınız huzur.

   Tüm bunlar Hygee’nin tanımı olarak kabul edilebilir. Özetle basit şeyler yaparak insanın içinde bulunan o mutluluğu dışarı çıkartmasıdır. 

   Başta da belirttiğim gibi 2020 dünyasının içinde barındırdığı imkanlarla kendini eve kapatması oldukça zorlu bir süreç. Lakin, bu süreç belki de uzun zamandır unuttuğumuz ve içimizde bizi bekleyen o mutluluğu çıkartmak için güzel bir zaman olabilir. Farkındaysanız artık kimse gittiği pahalı restaurantta yer bildiremiyor, kimse partilerde story atamıyor yada dakikalarca arka planını ayarladığı ve düşman çatlatırcasına kahkaha attığı fotoğrafları paylaşamıyor. Herkes sahip olduğuyla yetinmeye ve kendi çapında ürettiği basit çözümlerle mutluluğu arıyor.

   Ne dersiniz, sizce mikronluk virüs 7 milyarlık dünyaya sabır ve mutlulukla alakalı bir ders vermeye gelmiş olabilir mi?

                                                                                                          İbrahim ERTEKİN

“Sabır ve Mutluluk Üzerine..” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.