Malumunuz koronavirüs sebebiyle evde geçirdiğim ve artık günleri de saymayı bıraktığım bir pazar gününden sevgiler..
Bugün ki konumuz basit adımların hayatlarımızda bırakabileceği izler ve önyargılarımızla alakalı olacak.
Önyargı konusunda ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama naçizane yorumum, önyargının her insanda az biraz bulunmasının iyi olacağı yönündedir. Bu, sizi adımlarınızı atarken karşılaşabileceğiniz negatif durumlara karşı tetikte tutacaktır. Tabi ki az birazın altını çizmek istiyorum. Fazlası sizi yeniliklerden uzaklaştıracak ve içe kapanık biri yapacaktır.
Önyargı deyince genelde bir çok kişinin aklına başka kişilerle alakalı olan önyargıları gelir. Ancak ben bugün sizinle kendinize karşı olan önyargılarınız hakkında konuşmak istiyorum.
İzin verirseniz kendimden bir örnek ile başlayayım. 24 yaşında biri olarak çocukluğumda dahi oyun hamuruyla harikalar yaratamamış, bu yaşıma kadar her türlü hamur konusunda hep bir çekingen olmuşumdur. İnanın hamur işlerini çok sevmeme rağmen çok uzun zaman mutfağa geçip bir poğaça yapmayı aklımdan bile geçirmedim. Bu uzun yıllardır benim içimde büyük bir korkudur. Ya kıvamı tutmazsa, elime fazla yapışırsa, ununu fazla eklersem vs. gibi sorular bende bu konuya karşı büyük bir önyargı oluşturmuştur. Birkaç kez fırından hazır hamur almıştım ama onları işlerken bile tedirgin olurdum. Ta ki koronavirüs baş gösterip evde can sıkıntısından kendime yeni icatlar arayana kadar.
Bir süredir farklı tiplerdeki ekmeklere karşı bir ilgi içindeydim özellikle tahıllı, kuruyemişli hatta bir keresinde bir etkinlikte yediğim kuru domatesli ekmeğin tadı hala aklımdadır. Bunları düşününce dedim ki kendime, vakit var, dolapta un var, mutfakta fırın var, eee ne duruyorsun ekmek yapsana. Başta da anlattığım gibi internete girip tarif araştırmaya başladığımda bile gerginlikten terlediğimi hissettim.
Ancak sonra farkettim ki önyargıları kırmanın en güzel yolu aslında bunun üzerine gitmekti ve ben de bu sebeple büyük oynamaya karar verdim. Benim yaptığım ekmek instagram storylerinde paylaşılan hazır mayalı beyaz ekmeklerden olamazdı. İlk iş bir kavanoz çıkartarak kendime bir ekşi maya yaptım. Bu adım benim için büyük bir adımdı çünkü farkettim ki bunun geri dönüşü yoktu ve sonucunda iyi yada kötü ortaya bir ekmek çıkacaktı. Tam 15 gün boyunca her gün gidip ekşi mayamla kısa bir sohbetin ardından kendisine ihtiyacı olan besini verdim, ilgilendim ve bu sürenin sonunda kendisiyle birlikte ilk ekmeğimi ortaya çıkarttım.
Yaparken döktüğüm terlerin aksine ilk parçasını yediğimde düşündüğüm ilk şey bir insan başkasına karşı olan önyargılarını kırmasa bile en fazla bir insanı kaybeder bir başkası ile tanışabilirdi. Lakin kendinize karşı olan önyargıyı kırmazsanız bir ömür neleri başarabileceğinizden bir haber oturur başkalarının yaptığı ekmekleri yer ve taktirle onları izlersiniz.
İbrahim ERTEKİN
Not: Şu anda 2 aylık bir ekşi mayam var ve hızlıca yenip bitirilmiş 4 güzel ekmek yaptım. 🙂

Tebrik ediyorum İbrahim her zaman kendini geliştirecek bir yol ve çevren ile paylaşarak ta takipçilerine katkı tarihe de iz bırakıyorsun.
Tekrar kutluyorum seni ?
Güzel ve değerli yorumlarınız için teşekkür ederim Paşam..